ErdoÄŸan’dan FETÖ’cü savcılara geri dönüş yolu açan Danıştay kararına tepki: Buna sessiz kalmamız mümkün deÄŸil
Danıştay 5. Dairesi’nin FETÖ’den ihraç edilen 450 yargı mensubu hakkında göreve iade kararına sert tepki gösteren CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, “Bu karara sessiz kalmamız mümkün deÄŸil. Nasıl ki Anayasa Mahkemesi’nin aldığı bazı garip kararlarda Cumhur İttifakı olarak tepkisiz kalmıyorsak, bunda da sessiz kalamayız. Ayrıca Anayasa Mahkemesi’nin almış olduÄŸu bu kararları hazmedemiyorum” dedi.
CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, Türkiye’ye dönüş yolunda uçakta gazetecilerin sorularına verdiÄŸi yanıtlar ÅŸekilde;
SORU: Mısır’da Refah bölgesindeki sivillerin durumunu konuÅŸtuÄŸunuzu söylediniz. İsrail’in oraya saldırı planı var. Çin’den BirleÅŸik Krallık’a kadar, AB ve ABD’ye kadar uyarılar geliyor ama İsrail dinlemiyor. Acaba ikili görüşmenizde bu konu ele alındı mı? Bunun haricinde Gazze’ye ulaÅŸtırılabilen yardımlar da çok kısıtlı. Yardımlar konusunda nasıl bir adım atılacak?
İnsani yardımların Gazze’ye ulaÅŸtırılması ile ilgili bazı olumlu geliÅŸmeler söz konusu. Bu geliÅŸmeleri özellikle Mısır CumhurbaÅŸkanı Sayın Abdulfettah es-Sisi ile de görüştük. İsrail’i bu konuda sıkıştırmaya devam edeceklerini söylediler. DışiÅŸleri Bakanımız Hakan Fidan da gerekli görüşmelerini sürdürüyor. Bizler de ağırlıklı olarak gerek Sayın Sisi’yle gerek BirleÅŸmiÅŸ Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’le görüşmeler yapacağız. Amerika BirleÅŸik Devletleri yetkilileri de bu konuda İsrail’e baskı yapmaya devam edeceklerini söylüyorlar. Gazze’ye ulaÅŸan yardım tırı sayısı 200-250’ye kadar çıktı ancak bu yetersiz. Su sayının 500-600 tır düzeyine çıkacağı söyleniyor. Bu rakama ulaÅŸabilirsek ihtiyaçlar noktasında ancak çözümden söz edebiliriz. DiÄŸer taraftan İsrail’in Refah bölgesine saldırıları her zamanki vicdansızlıkları. Konuyu sayın Sisi ile de görüştük. “Oradaki insanların güvenliÄŸinden taviz vermemiz mümkün deÄŸil” ifadesini kullandık. Düşünün, sivillere “ÅŸu bölgeye gidin orası güvenli” deyip oraya bomba yaÄŸdırmanın insani deÄŸerlerle, savaÅŸ hukukuyla, uluslararası hukuk ve insan hakları ile baÄŸdaşır bir yönü var mı? İnsanlık, bu çığlığı bir an önce duymak zorundadır. Bu soykırıma sessiz kalmanın vebali de hesabı da çok büyük. Tarih, o insanların göz göre göre katledilmesine göz yumanları yargılayacaktır. Bu soykırıma imza atanlar ise zaten ÅŸimdiden tarih önünde suçlu ilan edilmiÅŸtir.
SORU: Gazze’de ateÅŸkes ve kalıcı barış için Türkiye’nin ortaya koyduÄŸu yaklaşım ve perspektifi BirleÅŸmiÅŸ Milletler baÅŸta olmak üzere çok sayıda kurum, kuruluÅŸ ve ülke biliyor. Küresel çapta Türkiye politikasının nasıl yankılandığını sormak istiyorum.
BirleÅŸmiÅŸ Milletler Genel Kurulu’nda İsrail’in yalnızlığını gerek bizim, gerek dostlarımızın, gerekse dünyanın çeÅŸitli yerlerindeki halkların tepkileri saÄŸladı. Fakat gelinen aÅŸamada akan kan durmuÅŸ deÄŸil. Hala İsrail’in vahÅŸi saldırıları devam ediyor. Bizim bu saldırıların baÅŸladığı günlerde kurmaya baÅŸladığımız ve sürekli tekrarladığımız cümleleri, özellikle Batılı bazı ülkelerin yetkilileri yeni yeni dillendirme noktasına geldiler. Barış çaÄŸrıları ne yazık ki Amerika BirleÅŸik Devletleri’nin olumsuz yaklaşımları sebebiyle sonuçsuz kalıyor. Amerika bazı üst düzey yetkililerini güya bu iÅŸi çözmek üzere bölgeye gönderdiÄŸini söylüyor ama netice alınamıyor. Durum her ne kadar böyle olsa da biz yine ateÅŸkesi ve barışı saÄŸlamak için çalışmaya devam ediyoruz. Çünkü baÅŸka çıkış yolumuz yok. Batı’dan da birileri bizimle irtibat kurduÄŸu zaman onlara da bu konuları özellikle ifade ediyoruz. Onlara da “bazı giriÅŸimlerde bulunalım, belki oralardan bazı neticeler alırız” diyoruz. Sürecin başında İsrail’in yanında yer almış bazı ülkelerin ÅŸimdi nasıl bir nedamet içerisinde olduklarını da görüyoruz. Biz kalıcı barış için gayretlerimizi sürdürüyoruz. Çözümün 1967 sınırları temelinde, bağımsız, egemen, coÄŸrafi bütünlüğe haiz ve baÅŸkenti DoÄŸu Kudüs olan Filistin devletinin kurulması olduÄŸu gerçeÄŸini, dünya artık görmezden gelemez. Türkiye sadece Filistinli kardeÅŸlerini deÄŸil, insan haklarını, barışı, uluslararası hukuku da müdafaa etmektedir. Türkiye, bu konudaki samimiyetini en net biçimde ortaya koymuÅŸtur. Artık küresel sistemin yeni katliamların önünü açan bu çarpık yapısı deÄŸiÅŸtirilmeli ve etkin denetim mekanizmaları kurulmalıdır.
SİSİ TÜRKİYE’YE GELİYORSORU: Mısır ziyaretinizde Devlet BaÅŸkanı Sisi ile görüşmeniz dünyada ilgiyle takip edildi. Artık Türkiye-Mısır iliÅŸkilerinde yeni bir dönem baÅŸladı diyebilir miyiz?
Türkiye ve Mısır bölgenin iki önemli ülkesidir. 12 yıldan bu yana irtibatlarımız kesilmiÅŸti. Dünya Kupasında Sayın Katar Emiri Åžeyh Temim’in devreye girmesiyle orada bir araya geldik ve normalleÅŸme sürecini baÅŸlatmış olduk. Mısır’a bu ziyaretimiz Sayın Sisi’nin çok ısrarlı davetiyle gerçekleÅŸti. Ben de kendilerine Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey Toplantımızın gerçekleÅŸtirilmesini, bu adımın atılmasını teklif ettim. Kendileri de bunu kabul ettiler. DışiÅŸleri Bakanlarımız irtibatlarını devam ettirecekler. Büyük ihtimalle Sayın Sisi Nisan veya Mayıs’ta Ankara’ya gelerek iade-i ziyareti gerçekleÅŸtirmiÅŸ olacak. Mısır ile hem kültürel hem tarihsel anlamda birlikteliÄŸimiz, köklü baÄŸlarımız bulunuyor. Biz Mısır ile sadece aynı tarihi deÄŸil, aynı denizi de paylaşıyoruz ve o denizin küresel denklemdeki önemi her geçen gün daha da artıyor. DiÄŸer yandan dış politika, karşılıklı çıkar eksenli inÅŸa edilir ve o zeminde yönetilir. Dolayısıyla iki ülkenin birlikte ve aynı istikamette senkronize adımları kuÅŸkusuz çıkarınadır. Bizler de, Mısır tarafı da bu gerçekliÄŸin farkında ve yeni dönem bu saÄŸlam zemin üzerine bina ediliyor. Önümüzde çok kritik sınamalar var ve gelecekte dünyayı hangi öngörülemeyen zorlu süreçler bekliyor bilmiyoruz. Bu nedenle bugünden hem bölgemizde hem dünyada barışı ve huzuru korumak için bir arada olmak zorundayız. Önümüzde iki ülkeyi de kalkındıracak iÅŸ birliÄŸi alanları mevcuttur ve sırası geldikçe adımlar atılacaktır.
TERÖRLE MÜCADELE OPERASYONSORU: Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi BaÅŸbakanı Mesrur Barzani ile görüştüğünüzü ifade ettiniz. Biz de merak ediyoruz çünkü Ankara bir süredir Süleymaniye’yi PKK/YPG terör örgütü konusunda uyarıyor. Fakat hem Süleymaniye hem Bafel Talabani terör örgütüne desteÄŸini sürdürüyor. Süleymaniye’nin bu tutumuna Türkiye nasıl karşılık verecek? Son dönemde Sayın Hakan Fidan, Sayın İbrahim Kalın ve Sayın YaÅŸar Güler’in peÅŸ peÅŸe ziyaretleri oldu. Bu ziyaretlerin perde arkasını merak ediyoruz. Barzani ile görüşmeniz çerçevesinde Irak’la birlikte terör örgütüyle ortak bir mücadele söz konusu olacak mı?
Türkiye dosta dosttur. DışiÅŸleri Bakanımız Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanımız YaÅŸar Güler, MİT BaÅŸkanımız İbrahim Kalın arka arkaya seri bir ÅŸekilde Irak’a ziyaret gerçekleÅŸtirdiler. Bu ziyaretler Irak’taki bu olumsuz geliÅŸmelerin oluÅŸturduÄŸu havayı yumuÅŸattı ve Türkiye-Irak arasında gerek merkezi yönetim gerekse Kuzey Irak’la ilgili adımların atılması noktasında güzel geliÅŸmeler oldu. Dürüstlük ve mertlikten taviz vermedikten sonra, özellikle sınırlarımızın dibinde bir teröristan kurulmasına müsaade edilmedikten sonra, biz bu bölgede her türlü adımı komÅŸularımızla beraber atarız. Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğü noktasında bizim göstereceÄŸimiz saygıyı kimse göstermez. Süleymaniye’nin bu olumsuz yaklaşımı ile ilgili defalarca uyarılar yaptık. “Burada yeni yeni, farklı bazı oluÅŸumlar görüyoruz, bunlara fırsat vermeyin, yoksa yalnız kalırsınız.” dedik. Zira Süleymaniye her an her zaman elimizin üzerinde olduÄŸu, soydaÅŸlarımızın bulunduÄŸu bir yer. Erbil yönetimiyle terörle mücadele konusunda yakaladığımız ivme olumlu bir istikamette ilerliyor. Fakat Süleymaniye, yani KYB yönetimi defalarca uyarmamıza raÄŸmen terör örgütü PKK/YPG/PYD’ye kol kanat germeye maalesef devam ediyor. Åžimdi yaptığımız görüşmede biz bu konuyu da gündeme getirdik ve uyarımızı yaptık. Kimse bizden farklı bir duruÅŸ beklemesin, gereken tepkiyi veririz. Bu meseleyi es geçemeyiz. Elimizden gelen adımları atıyoruz, atacağız. Birçok konuya tahammülümüz olabilir ancak konu bekamız ve milli güvenliÄŸimiz ise müsamaha kapılarını sonuna kadar kapatır, gereÄŸi neyse yaparız. Amaç bize düşmanlık beslemek ise ona da verecek tepkimiz, alacağımız tedbirler vardır, daha sıkı adımlar atmaktan da çekinmeyiz.
SORU: Bu ziyarette Kalkınma Yolu projesiyle ilgili somut yani “Åžu takvimle ilerleyelim” diye bir sonuç çıktı mı?
Kalkınma Yolu Projesi BAE yönetimiyle Irak’ın ve bizim de içinde yer aldığımız dev bir proje. Bu projede Kuzey Irak’ın hassasiyeti var. Bizim hassasiyetimiz var. Onun için de adımlarımızı atıyoruz. Biz Abu Dabi yönetimiyle bir araya geldiÄŸimizde konu baÅŸlıklarından bir tanesi mutlaka bu oluyor. İnÅŸallah bunu da en ideal ÅŸekilde yoluna koyacağız. BirleÅŸik Arap Emirlikleri Devlet BaÅŸkanı Muhammed bin Zayed Al Nahyan bizim bir önceki görüşmemizde “60 gün gibi bir süre belirleyelim ve bütün arkadaÅŸlarımız, ilgili birimlerimiz planlama çalışmalarından öteye geçip, projelendirme çalışmalarına baÅŸlasınlar” teklifini yaptı. Bizim de ÅŸu anda UlaÅŸtırma Bakanımız Abdulkadir UraloÄŸlu muhataplarıyla görüşmelerini devam ettiriyor. İnÅŸallah bu çalışmalar projeden, plandan uygulamaya geçecek ve bu konunun baÅŸ aktörleri Türkiye, BirleÅŸik Arap Emirlikleri ve Irak olacak. Bu ÅŸekilde çalışmalarımızı devam ettireceÄŸiz. Bu yol, bölgemizin yeni bir İpekyolu haline gelecek ve bölgesel barışa da hizmet edecektir. Basra Körfezi’nin ve çeperindeki ülkelerin Türkiye üzerinden Avrupa pazarına eriÅŸimini saÄŸlayacak bu yol, tam anlamıyla bir kazan kazan projesidir.
SORU: Rusya Devlet BaÅŸkanı Vladimir Putin iki yıl aradan sonra ilk defa Batılı bir gazeteciye röportaj verdi. Röportajda Türkiye’nin arabuluculuÄŸunda Ukrayna ile yaÅŸananları anlatırken “tam anlaÅŸmaya varıyorduk İngiltere BaÅŸbakanı Boris Johnson girdi devreye Ukrayna’yı yanlış yönlendirdi ve barış olmadı” dedi. Türkiye’deki barış görüşmelerinin önemini ne kadar kritik olduÄŸunu anlattı. Bu konuda Türkiye’den beklentiler ve bir giriÅŸim var mı?
Sayın Putin’in bu açıklamalarında açık söylemem gerekirse samimiyet var. İstanbul süreci diye deÄŸerlendireceÄŸimiz bu görüşmelerde bizler, her türlü samimi adımları attık. Bu konuda ilgili bakan arkadaÅŸlarım Rusya tarafıyla görüşmelerini yaptılar. Biz sonuç odaklı çalıştık ancak barış bir ÅŸekilde tesis edilemedi. Fakat biz, buradan netice alamadık diye bırakıp gidemeyiz. Barış arayışının peÅŸini bırakmayacağız. Barışın saÄŸlanması için elimizden ne geliyorsa bunu yapmaya devam edeceÄŸiz. İngiltere’nin eski BaÅŸbakanı Boris Johnson barış çabalarından elini çekmeden önce beraber çalışmalar yaptık, çabalarımıza devam ettik, olmadı. Geçenlerde İngiltere DışiÅŸleri Bakanı David Cameron ziyaretimize geldi, onunla da bu meseleleri ele aldık. Sayın Putin’in bu süreç içerisinde bizimle birebir görüş alışveriÅŸi olur veya Rusya’nın ilgili bakanları burada ayrıca devreye girerlerse onlarla da bu süreci takip eder, netice almaya çalışırız. Åžu ana kadar Ukrayna-Rusya savaşında barışa hizmet eden somut sonuçları biz saÄŸladık. Esir takasından tahıl koridoruna kadar birçok önemli geliÅŸme yaÅŸandı. Hatta tarafları Türkiye’de birden fazla kez buluÅŸturduk. Bunu yine yapabilir ve dış etkilerden arındırılmış, çözüm odaklı bir süreç yönetimi ile barışın kapısını aralayabiliriz. Hem Sayın Putin, hem Sayın Zelenski ile görüşmelerimizde bu arayışlarımızı sürdürüyoruz. Biz en başından itibaren adil barışın savaÅŸtan daha iyi olduÄŸunu savunuyor ve bütün adımlarımızı bu anlayışla atmaya gayret ediyoruz. Yeter ki barışı isteyelim, oraya ulaÅŸan bir yolu muhakkak buluruz.

F-16 TEDARİK SÜRECİSORU: Türkiye’nin İsveç’in NATO üyeliÄŸine onay vermesinin ardından ABD’nin F-16 tedarik sürecinde adım atmasıyla birlikte Türkiye-ABD iliÅŸkilerinde uzun bir süreden sonra olumlu hava yakalandığı yorumları yapılıyor. Gerçekten de Ankara-Washington arasında olumlu bir atmosferden söz edebilir miyiz? EÄŸer öyleyse bu olumlu havanın FETÖ, PKK/YPG, S-400, F-35 gibi ihtilaflı meselelere de pozitif bir yansıması olur mu?
ABD ile aramızda bu son attığımız adımlar neticesinde olumlu bazı geliÅŸmelerden söz edebiliriz. Åžu anda Kongre’deki hava olumlu. Aynı ÅŸekilde Senato’dan da olumlu sesler geliyor. ABD ile benzer düşündüğümüz ya da üzerinde uzlaÅŸtığımız konuların sayısı artıyor diyebiliriz. Åžu anda olumsuz bir gidiÅŸ yok, tam aksine olumlu bir geliÅŸme var. Bu konuyla ilgili olarak ilgili bakanlar da bizdeki muhataplarına olumlu geliÅŸmelerin olduÄŸunu söylüyorlar. Gerek DışiÅŸleri Bakanı Hakan Fidan’a, gerek MİT BaÅŸkanı İbrahim Kalın’a, gerek Dış Politika ve Güvenlik BaÅŸdanışmanımız Akif ÇaÄŸatay Kılıç’a bu konularda bu bilgileri veriyorlar. “Biz elimizden geleni yapıyoruz. Sayın Biden’ın ıslak imzalı mektubunu burada gördünüz” diyorlar. Biz de “Bizim de ıslak imzalı onay belgesini gördünüz. Hepsinden öte parlamentomuzdan çıkan kararı duydunuz ve bize de teÅŸekkür üstüne teÅŸekkürler ettiniz. Biz bundan sonrasını sizden bekliyoruz” dedik ve yola devam ediyoruz. Aynı ÅŸekilde İsveç BaÅŸbakanı’nın bizi arayarak bu konudaki teÅŸekkürü, attığımız adımın olumlu istikamette gittiÄŸinin iÅŸaretidir.
DEPREM KONUTLARISORU: 6 Şubat depremlerinin üzerinden 1 yıl geçti. Siz de yıl dönümünde bir kez daha deprem bölgesindeydiniz. Orada vatandaşlarla bir araya geldiniz, biten konutların teslimatını yaptınız. Bir yıl sonunda yaraların sarılması, konutların, şehirlerin yeniden inşa ve ihyası anlamında gelinen noktayı değerlendirebilir misiniz? Bir de orada vatandaşlarla sohbetinizde devletin bu süre zarfında yaptıklarıyla ilgili size ifade ettikleri neler oldu?
Deprem bölgesinde yaptığımız ziyaretlerde vatandaÅŸlarımız bize iktidarımızın onları dışarıda bırakmadığını, sözünde durduÄŸunu ifade ettiler. Biz bölgede yapımı devam eden konutları tamamlamaya çalışıyoruz. İnÅŸaatlar bitip konutlar tamamlandıkça da sahiplerine teslim ediyoruz. Sözümüzü tutarak benzeri görülmemiÅŸ bir inÅŸaat seferberliÄŸini baÅŸlattığımızı ortaya koyduk. Bunu aslında muhalefet de çok iyi biliyor. Hatay’da geçen gün muhalefetin belediye baÅŸkanlarını, genel baÅŸkanlarını halk orada yuhaladı. Meydana bile sokmadı. “Biz size inanmıyoruz. Siz bizi aldattınız. Åžimdi utanmadan yine karşımıza çıkıyorsunuz.” dediler. Bölgede konutları, köy evlerini, ahırları peyderpey yapmaya devam ediyoruz. İnÅŸallah bitirdikçe de bunları vatandaÅŸlarımıza teslim ediyoruz. Konutlar altyapısıyla, üst yapısıyla güven veriyor. Depremzede kardeÅŸlerimizi en kısa sürede güvenli, huzurlu ve dayanıklı yuvalarına kavuÅŸturmak için gece-gündüz koÅŸturuyoruz. Sadece ziyaret ettiÄŸimiz beÅŸ ilimizde kuralarını çekerek hak sahiplerine teslim ettiÄŸimiz konuk ve köy evi sayısı 31 binin üzerindedir. İnÅŸallah iki ay içinde deprem bölgesi genelinde 75 bin konutun teslimini gerçekleÅŸtireceÄŸiz. Takip eden dönemde de her ay 15-20 bin civarında konut ve köy evini hak sahipleriyle buluÅŸturacağız. Böylece temel atmanın üzerinden bir sene geçmeden inÅŸaatları bitirme sözümüzü önemli ölçüde yerine getirmiÅŸ olacağız. Yılsonuna kadar hedefimiz, 200 bin evi vatandaÅŸlarımıza teslim etmektir. Ardından bu sayıyı süratle 390 bine ulaÅŸtıracağız. Yola devam ediyoruz. Hedefimiz, halkımıza hizmetlerimizi daha etkin bir biçimde ulaÅŸtırabilmek için yerel yönetimlerde halkımızın desteÄŸiyle çok ciddi bir baÅŸarı kazanmak. Buralarda da çalışmalarımızı en güzel ÅŸekilde sürdürüyoruz.
TOPRAK ALTINDAKİ 9 İŞÇİ ARANIYORSORU: Erzincan’da meydana gelen madendeki göçükle alakalı daha ilk andan itibaren çok yoÄŸun çalışmalar baÅŸlatıldı. Hala devam ediyor. Adli soruÅŸturmaları da devam ediyor. Tüm bunlara genel olarak bir deÄŸerlendirmeniz olur mu?
Burada da maalesef böylesine büyük boyutta bir heyelan yaÅŸandı. 600 civarında madencinin çalıştığı bu yerde 9 vatandaşımız maalesef ÅŸu anda toprak altında. Arama kurtarma çalışmaları devam ediyor. İlk andan itibaren valimiz bölgedeydi. İçiÅŸleri Bakanımız Ali Yerlikaya bizzat AFAD’la birlikte olaya müdahil oldu. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar bizimle beraberdi. Yurda dönmesinin olay yerine geçmesinin faydalı olacağını düşündük ve onu da hızlıca bölgeye gönderdik. Bugün itibarıyla İçiÅŸleri ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız olayları yakından takip ediyorlar, çalışmaların koordinesini üstlenmiÅŸ durumdalar. Bu heyelanın teknik incelemeleri, soruÅŸturmaları baÅŸladı. SoruÅŸturmaların neticesine göre adımlar mutlaka atılacaktır. Bu aÅŸamada önceliÄŸimiz madencilerimize ulaÅŸabilmek.
“MÜLTECİ MESELESİNDEN EKMEK ÇIKMAZ”SORU: Her seçim döneminde olduÄŸu gibi seçimlere yaklaşırken belirli odaklar toplumsal huzuru bozma adına saldırıya geçti. Adeta aynı anda tuÅŸlara basıldı. Farklı yapıdaki terör örgütleri saldırılar gerçekleÅŸtiriyor. Bu konuda tespitleriniz nelerdir?
Bunlar her dönem, her seçim öncesi maalesef yaÅŸadığımız olaylar. Öyle veya böyle ne yaparlarsa yapsınlar, her ÅŸey olacağına varacak. Åžurada seçimlere iki ay bile yok. Artık geri sayım baÅŸladı. MHP Genel BaÅŸkanı Devlet Bahçeli de partisinin grup toplantısında çok açık, net bazı hususları ortaya koydu. Aynı kanaatleri ben de paylaşıyorum. Muhalefet özellikle mülteci meselesini gündeme getiriyor. Bunların hiçbirinden onlara ekmek çıkmaz, boÅŸuna uÄŸraşıyorlar. 31 Mart kesinlikle bazılarının siyaset sahnesinden tamamen silindiÄŸini göreceÄŸimiz gün olacaktır. Nasıl ki 28 Mayıs’ta bazıları silindiyse, bazıları ÅŸu anda yarım yamalak ayakta durmaya çalışıyorsa bunların neticesi de benzer olacak. Bu bakımdan biz teÅŸkilatlarımızla yoÄŸun bir ÅŸekilde gerek büyükÅŸehirlerde gerek illerde, ilçelerde Cumhur İttifakı olarak çalışmalarımızı yapıyoruz. Åžimdi de meclis üyeleriyle ilgili çalışmaları arkadaÅŸlarımız Ankara’da genel baÅŸkan vekillerimiz ile birlikte yürütüyorlar. İnÅŸallah biz de kendilerine katılacağız. Malum benim Samsun mitingim var. Samsun bizim için çok çok önemli. Ondan sonra Giresun, Ordu mitinglerimizi yapacağız. Böylece Karadeniz’i şöyle bir toparlayalım istiyoruz.
DANIÅžTAY’A GÖREV İADESİ TEPKİSİSORU: FETÖ’yle irtibatlı olduÄŸu gerekçesiyle 450 hakim ve savcı ihraç edilmiÅŸti. Danıştay 5. Dairesi bu 450 hakim ve savcıyı göreve iade etti. Bu skandala HSK’nın bir itirazı vardı. Danıştay bu itirazı deÄŸerlendirmeye almadı. Bu skandal kamuoyunda da çok ciddi tepki gördü. Bu konuda düşüncelerinizi ve tavrınızı merak ediyoruz.
FETÖ denen bu ÅŸer ÅŸebekesinin, terör yapılanmasının belini kırdık. FETÖ bataklığını kuruttuk ancak sinekleri temizleme iÅŸimiz daha devam ediyor. Biz FETÖ’nün iç yüzünü anlatmaya, onlarla her alanda mücadele etmeye devam edeceÄŸiz. Mücadelemiz bitmiÅŸ deÄŸil. Son kukla da Türkiye’ye zarar veremez hale getirilene kadar devam edeceÄŸiz. Yüzlerindeki deÄŸiÅŸik maskeleri yırtıp atıyoruz ve bunlar böylece meydana çıkıyor. Her kılığa giren bu iradesiz ÅŸarlatanların ensesinde olacağız. Fakat Danıştay’ın aldığı bu karara da sessiz kalmamız mümkün deÄŸil. Nasıl ki Anayasa Mahkemesi’nin aldığı bazı garip kararlarda Cumhur İttifakı olarak tepkisiz kalmıyorsak, bunda da sessiz kalamayız. Ayrıca Anayasa Mahkemesi’nin almış olduÄŸu bu kararları hazmedemiyorum. Danıştay zaman zaman yapıyor, bu tür kararlarla bizi rahatsız ediyor ama Anayasa Mahkemesi’nin sık sık bu tür kararları alması bizi ciddi manada rahatsız ediyor. Mesela Anayasa Mahkemesi bir de BTK’yla ilgili bir karar almış. Hani bunun neresinden gireceksin? Nasıl böyle bir karar alınır? Biz de bu iÅŸin üzerine üzerine giriyoruz, gideceÄŸiz. Danıştay’da da bu iÅŸin yine aynı ÅŸekilde takipçisi olacağız.







