Türkiye niçin Rusya ve Avrupa’nın desteÄŸiyle ulusal hava savunma sistemi kuruyor?
ABD Savunma Bakanı James Mattis, dün yaptığı açıklamada Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemlerini almasını, ‘Türkiye’nin bağımsız biçimde vereceÄŸi bir karar’ olarak niteledi, fakat bu kararın Ankara ile NATO arasındaki askeri iÅŸbirliÄŸini olumsuz etkileyeceÄŸini belirtti.
Milli Savunma Bakanı Fikri Işık ise Fransız ve İtalyan ortaklı EUROSAM Konsorsiyumu ile ortak füze savunma sisteminin kurulmasına ilişkin anlaşma imzaladığını açıkladı.
Russia Today (RT), Türkiye’nin yeni ortaklık anlaÅŸmalarının ne anlama geldiÄŸini araÅŸtırdı.
‘BAĞIMSIZ KARAR’
Bloomberg, Türkiye’de üst düzey bir kaynaÄŸa dayandırdığı haberinde Türkiye’nin S-400 sistemlerine 2,5 milyar dolar ödemeye hazır olduÄŸunu açıkladı. Haberde, Ankara’nın önümüzdeki yıl 2 batarya satın almayı planladığı, 2019’da ise S-400 sistemlerinin Türkiye’de üretimine geçilmesinin öngörüldüğü açıklandı.
Türkiye’nin hem hava savunma, hem de füze savunma sistemlerinin kategorisinde deÄŸerlendirilebilecek S-400’leri almak istemesinin nedeni, bu silahlarda NATO’nun sistemlerinde olduÄŸu gibi hedef sınırlandırması olmaması. NATO’nun hava savunma sistemlerinde bulunan ‘dost-düşman tanıma sistemleri’, S-400’lerde yok ve dolayısıyla bu silahlar, NATO’nun unsurları dahil her türlü hedefe karşı kullanılabilir.
ABD Savunma Bakanı Mattis, Türkiye’nin Rusya’dan hava savunma sistemleri alması halinde bu sistemlerin NATO’nun kendi sistemleriyle uyumlu olup olmayacağının soru iÅŸaretleri yarattığını söyledi.
Bu açıklamaları RT’ye deÄŸerlendiren Stratejik Konjonktür Merkezi Direktörü İvan Konovalov, “Bu sistem, NATO’nun sistemine tabii ki entegre edilmeyecek, ancak o, bağımsız olarak geliÅŸtirilebiliyor. Yani Türkiye’nin bağımsız savunma sisteminin bir parçası olabilir” dedi. Rus sistemlerinin ilk kez NATO sistemleri ile birlikte kullanılmayacağını belirten Konovalov, S-300 hava savunma sistemlerinin 1997’den bu yana Yunanistan tarafından hala kullanıldığını hatırlattı.
SİYASİ SİNYAL
Türkiye’nin ulusal hava savunma sisteminin kurulması konusunda ortaklarından biri olarak Rusya’yı seçmesinin nedenlerini yorumlayan Konovalov, “Türkiye NATO müttefiklerinden hayal kırıklığına uÄŸramış olduÄŸunu açıkça gösteriyor olabilir” dedi ve Türkiye’nin bu konudaki önceki tüm çabalarının baÅŸarısızlıkla sonuçlandığına dikkat çekti.
Öte yandan siyaset uzmanı Aleksandr Asafov, “Bu NATO’ya bir sinyal. Türkiye NATO üyesi olsa da, yakın gelecekte üyelikten çıkabileceÄŸinin de farkında. Batı ile iliÅŸkilerin soÄŸuduÄŸu ortamda Türkiye lideri, aktif ve modern silahlarla donatılmış orduya sahip olduÄŸunu ve gereklilik halinde baÅŸka müttefikler bulabileceÄŸini göstermek istiyor” ifadelerini kullandı.
ÇOK VEKTÖRLÜ FÜZE SAVUNMA SİSTEMİ
İvan Konovalov, bölgenin en güçlü ülkelerinden birinin konumunda olan Türkiye’nin modern hava ve füze savunma sistemlerine çok ihtiyaç duyduÄŸunu söyledi.
Konovalov, “Bu güçteki sistemlerinin olması, ülkenin savunma gücüne büyük katkı saÄŸlıyor ve orduda yeni düzenlemelere ve silah modernizasyonuna önem verildiÄŸini gösteriyor. Ayrıca bir statü meselesi de söz konusu ve Ankara nu konuda sadece Moskova ile iÅŸbirliÄŸi yapmıyor” diye konuÅŸtu.
Milli Savunma Bakanı Fikri Işık’ın Fransız-İtalyan ortaklı EUROSAM Konsorsiyumu ile ortak füze savunma sisteminin kurulmasına iliÅŸkin anlaÅŸma imzaladığına yönelik açıklamalarını deÄŸerlendiren uzman, Eurosam’ın ürettiÄŸi ve aynı S-400’ler gibi hava ve füze savunma sistemleri olan Aster SAMP/T sistemlerinin söz konusu olabileceÄŸini tahmin etti.
Ankara’nın hem Moskova, hem de Avrupa ülkeleriyle yapmak istediÄŸi iÅŸbirliÄŸi konusunu da yorumlayan Konovalov, “Türkiye, askeri-teknik iÅŸbirliÄŸi alanında çok vektörlü bir siyaset yürütüyor. Bu da vektörlerden biri. Tabii ki tekelci birine baÄŸlı olmamak amacıyla Türkler, mümkün mertebe silah pazarlarını çeÅŸitlendirmek istiyor” diye konuÅŸtu.
BAĞIMSIZ ÜRETİM
2013’te Türkiye’nin uzun menzilli hava ve füze savunma sistemlerinin satışı ile ilgili düzenlediÄŸi İhaleyi Çin’in savunma ÅŸirketi CPMIEC kazanmış, ancak 2015’in kasımında Türkiye, uzun menzilli hava ve füze savunma sisteminin yerli imkânlarla geliÅŸtirilmesi çalışmalarına ağırlık verilmesi ve bu çerçevede mevcut projenin iptal edilmesine karar verildiÄŸini açıklamıştı.
Çinlilerle anlaÅŸmadan vazgeçilmesinin ardından Türkiye’den, hava savunma sistemlerini bağımsız olarak üretmek istediÄŸine yönelik açıklamalar geldi. Savunma Sanayi MüsteÅŸarı İsmail Demir, geçtiÄŸimiz yıl “Uzun menzilli füze projesini raftan kaldırmadık. Çin ile uzun süre görüştük. GeldiÄŸimiz noktada ülke ihtiyaçları tekrar deÄŸerlendirildi. Biz bunu milli olarak yapabiliriz dedik ” açıklamalarında bulundu.
Rusya’nın S-400’lerin üretim teknolojilerini Türkiye’ye muhtemel devrini yorumlayan Konovalov, “Teorik olarak bu mümkün, ancak aslında bunun hayalini kurmak zor… Türkiye, savunma sanayii sektörüne kendi içinde kapalı üretim hatları kurma görevi verdi” diye konuÅŸtu.
Ankara’nın bu politikasını deÄŸerlendiren uzay mühendisi ve askeri yorumcu Arda MevlütoÄŸlu, “Åžimdi Türkiye, dışarıdan bir ambargo durumuyla karşı karıya kaldığında saÄŸlam durmak istiyor. Ülkeye, dışarıdan yapılan sevkiyatların eksiÄŸini telafi edebilecek güce sahip bir sanayi gerekiyor” ifadelerini kullanmıştı.
CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, 3 Temmuz’da Tuzla’da Kınalıada Korveti’nin denize indirme töreninde yaptığı konuÅŸmada ilk ürk uçak gemisinin yapımına baÅŸlanacağını belirtmiÅŸti.
ErdoÄŸan, “Türkiye, kendisi ve tüm soydaÅŸları, kardeÅŸleri, dostları için büyük iddiaları olan bir ülkedir. Bu iddiaları hayata geçirebilmemiz için öncelikle savunma sanayi imkânlarımızı en üst düzeye çıkarmamız ÅŸarttır… 2023 yılında savunma sanayinde dışa bağımlılığı tamamen ortadan kaldırmayı hedefleyen bir ülke olarak adımları daha hızlı atmamız gerekiyor” deÄŸerlendirmesinde bulunmuÅŸtu.
Bu açıklamaları deÄŸerlendiren İvan Konovalov, CumhurbaÅŸkanı’nın koyduÄŸu hedeflerin Türk askeri sanayi sektör tarafından yerine getirilmesinin zor olduÄŸunu savundu. ABD’nin dahi silah ve parçalarını yurtdışından satın aldığını belirten Rus uzman, “Uçak gemisi, savaÅŸ uçağı veya füze savunma sistemleri gibi son derece karmaşık platformların Türkiye’de bağımsız olarak üretilebileceÄŸinden şüpheliyim. Türk askeri sanayii sektörü, 2023’e kadar böyle bir seviyeye ulaÅŸacak seviyede deÄŸil” diye konuÅŸtu.






