İmam Zeynelabidin (as) buyurdu:
Şam’da YEDİ musibet başımıza geldi ki esaretimizin başından sonuna kadar böyle bir musibet yaşamadık.
1-Şam’a girerken insanlar ellerinde kınından çıkmış kılıçlar ve mızraklarla etrafımızı sardılar ve bize vurmaya başladılar. Bizi halkın içinde çok gezdirdiler ve sevinçten davul ve saz çaldılar.
2-Şehitlerimizin mübarek başlarını kadınlarımızın oturduğu develerin hevdeclerinin üzerine bıraktılar.
Babam’ın (as) ve amcam Abbas’ın mübarek başlarını Hz. Zeyneb’in (sa) ve Ummu Kulsum’un gözlerinin önünde tuttular. Kardeşim Ali Ekber ve amca oğlum Kasım’ın başlarını Sakine ve Fatıma’nın önlerinde tuttular. Mübarek başlarla oynuyorlardı ve bazen başlar yere atların ayağı altına düşüyordu.
3-Şamlı kadınlar evlerin üzerinden üzerimize su ve ateş atıyorlardı. Bir defasında sarığım yanmaya başladı ve ellerim bağlı olduğu için söndüremedim; başım da yandı…
4-Sabahtan akşama kadar bizleri cadde ve sokaklarda gezdirdiler. Davul ve saz çalıp “Ey millet! Öldürün bunları, bunların İslam’da yeri yoktur, hiçbir ihtiramları yoktur.” Diye bağırıyorlardı.
5-Hepimizi bir ipe bağlamışlardı. Hristiyan ve Yahudilerin evinin önünden geçtiğimizde şöyle bağırıyorlardı: “Bunların babaları, sizin babalarınızı Hayber’de, Hendek’te… öldürdü ve evlerini viran etti. Şimdi gelin bunlardan intikamınızı alın.
6-Bizleri köle ve cariye olarak satmak için köle pazarına götürdüler fakat Allah bunu yapmalarına izin vermedi.
7-Bizi günlerce üstü açık bir yerde beklettiler. Gündüzler sıcaktan ve akşamlar soğuktan duramıyorduk.
Sugname-i Âl-i Muhammed (s.a.a), Muhammed İştihardî, s.476.
ALLAH’IN LANETİ YEZİD’E, BABASINA VE DEDESİNE OLSUN!






