Sinesi Sina’ye deyer,
Kameti Tuba’ya deyer,
Kaldırsa Kerbela bayrağını,
ArÅŸ’i Muellaya deyer,
Her yere koysa ayağını,
Cennet-ul a’laya deyer,
Fatıma’nın oÄŸludu bu
Bir teli dünyaya deyer.
DoÄŸum Tarihi
Tarihçilerin büyük çoÄŸunluÄŸu, onun Hicret’in dördüncü yılının ÅŸaban ayının üçüncü gününde dünyaya geldiÄŸi kanaatindedirler. Hicret’in üçüncü yılında doÄŸduÄŸu kanaatinde olan tarihçiler de var.
Ümmü Eymen’in RüyasıResulullah (s.a.a), rüyasında, Peygamber’in bedeninin organlarından birinin evine atıldığını gören ve gördüğü bu rüyanın etkisiyle büyük korkuya kapılan Ümmü Eymen’in rüyasını, Hüseyin’in (a.s) doÄŸumuna ve süt emzirmesi için evine götürüleceÄŸine yormuÅŸtu. İmam Sadık’ın (a.s) şöyle dediÄŸi rivayet edilir:Ümmü Eymen’in komÅŸuları Resulullah’a (s.a.a) giderek şöyle dediler: “Ya Resulallah! Ümmü Eymen dün geceden beri aÄŸlıyor ve gece boyunca hiç uyumadı. Sabaha kadar durmadan aÄŸladı.” Bunun üzerine Resulullah (s.a.a), Ümmü Eymen’i çağırdı ve dedi ki: “Ey Ümmü Eymen! Allah gözlerini aÄŸlatmasın. KomÅŸuların bana geldiler ve gece boyunca durmadan aÄŸladığını haber verdiler. Allah gözlerini aÄŸlatmasın. Niçin aÄŸlıyorsun?” Dedi ki: “Ya Resulallah! Çok korkunç bir rüya gördüm. Bu yüzden sabaha kadar durmadan aÄŸladım.” Resulullah ona dedi ki: “Rüyanı Allah Resulü’ne anlat. Çünkü Allah ve Resulü daha iyi bilir.” Dedi ki: “Rüyamı anlatmak bana ağır geliyor.”
Resulullah şöyle dedi: “Rüyanın anlamı senin gördüğün gibi olmaz. Sen rüyanı Resulullah’a anlat.” Dedi ki: “Dün gece, senin vücudundan bir parçanın benim evime atılmış olduÄŸunu gördüm.” Resulullah (s.a.a) ona dedi ki: “Gözlerin rahat uyusun Ümmü Eymen! Fatıma, Hüseyin’i doÄŸuracak ve sen de onu yetiÅŸtirip emzireceksin. Böylece benim vücudumun bir parçası senin evinde olacak.”
Mübarek Bebek
Dünya kadınlarının efendisi Fatıma-tuz-Zehra (s.a), bu mübarek yavrusunu dünyaya getirdi. Derhal Resulullah’a (s.a.a) müjde verildi. Resulullah (s.a.a), hemen Ali ve Fatıma’nın evine gitti. Esma bint-i Umeys’e: “Ey Esma! Bana oÄŸlumu getir.” dedi. Esma, bebeÄŸi Resulullah’a (s.a.a) götürdü. Beyaz bir bez parçasına sarılmıştı. Resulullah (s.a.a), büyük bir sevinç duydu ve bebeÄŸi baÄŸrına bastı. SaÄŸ kulağına ezan, sol kulağına da kamet okudu. Sonra bebeÄŸi kucağına aldı ve aÄŸlamaya baÅŸladı. Esma dedi ki: “Anam ve babam sana feda olsun, niçin aÄŸlıyorsun?” Buyurdu ki: “Åžu oÄŸlum için aÄŸlıyorum.” Dedi ki: “Daha ÅŸimdi doÄŸdu!” Buyurdu ki: “Ey Esma! Benden sonra sapık bir grup onu öldürecek. Allah, onlara ÅŸefaatimi nasip etmesin…”Sonra Resulullah (s.a.a), Ali’ye (a.s): “OÄŸluma ne ad verdin?” dedi. Ali (a.s) cevap verdi: “Ya Resulallah! Senden önce ona isim verecek deÄŸilim…”
Bu sırada Allah’ın sevgili Peygamber’ine (s.a.a) vahiy geldi, Allah’ın yeni doÄŸmuÅŸ bebeÄŸe verdiÄŸi isim bildiriliyordu. Resulullah (s.a.a), uÄŸurlu yavrusuna vereceÄŸi isme iliÅŸkin Allah’ın emrini alınca, Ali’ye (a.s) döndü ve şöyle dedi: “Onun adını Hüseyin koy.”DoÄŸumun yedinci gününde Resulullah (s.a.a), Hz. Fatıma’nın (a.s) evine gitti ve torunu Hüseyin için akike kurbanı olarak bir koç kesti. BebeÄŸin saçlarının tıraÅŸ edilmesini ve saçlarının ağırlığınca gümüşün sadaka olarak verilmesini, ayrıca sünnet edilmesini emretti.”Böylece kardeÅŸi Hasan için yapılan merasimler, Resulullah’ın (s.a.a) yeni doÄŸmuÅŸ torunu Hüseyin için de gerçekleÅŸtirildi.
Hz. Peygamber’in Hüseyin’e VerdiÄŸi Önem
Hüseyin ile (a.s) ilgili olarak Peygamber efendimizden (s.a.a) birçok hadis rivayet edilmiÅŸtir. Bu rivayetler, Hüseyin’in (a.s) risalet ve ümmet dünyasında iÅŸgal ettiÄŸi yüksek makamı gözler önüne sermektedir. Hüseyin’in (a.s) yüce makamını algılayabilmek için bu rivayetlerden birkaçını örnek olarak sunuyoruz:
1- Selman, Resulullah’ın (s.a.a) Hasan ve Hüseyin hakkında ÅŸunları söylediÄŸini duyduÄŸunu anlatır: “Allah’ım! Ben bu ikisini seviyorum, sen de onları ve onları sevenleri sev.”
2- “Kim Hasan’ı ve Hüseyin’i severse, ben de onu severim. Ben kimi seversem, Allah da onu sever. Allah kimi severse, onu cennete koyar. Kim ikisine buÄŸzederse, ben de ona buÄŸzederim. Ben kime buÄŸzedersem, Allah da ona buÄŸzeder. Allah kime buÄŸzederse, onu ebedî kalmak üzere cehenneme atar.”
3- “Åžu iki oÄŸlum, benim dünyadaki güllerimdirler.”
4- İbn Mes’ud’un şöyle dediÄŸi rivayet edilir: Resulullah (s.a.a) namaz kılıyordu, Hasan ve Hüseyin geldiler, Resulullah’ın (s.a.a) sırtına bindiler. Resulullah (s.a.a) başını secdeden kaldırırken onları yumuÅŸak ve ÅŸefkatli bir ÅŸekilde tutup indirdi. Tekrar secdeye gidince, onlar da tekrar sırtına çıktılar. Namazını tamamlayınca birini saÄŸ dizine, birini de sol dizine oturttu. Sonra şöyle dedi:”Beni seven, ÅŸu ikisini sevsin.”
5- “Hüseyin bendendir, ben de Hüseyin’denim. Allah, Hüseyin’i seveni sevsin. Hüseyin torunlardan bir torundur.”
6- “Hasan ve Hüseyin, benden ve babalarından sonra, dünya ehlinin en hayırlılarıdır. Anneleri de, dünya kadınlarının en üstünüdür.”
7- “Hasan ve Hüseyin, cennet gençlerinin efendileridir.”8- Ümeyye el-Huzzaî’nin kızı Berre’nin şöyle dediÄŸi rivayet edilir: Fatıma (s.a) Hasan’a hamile iken bazı iÅŸlerinden dolayı sefere çıkan Peygamber, Fatıma’ya şöyle dedi:Sen bir erkek çocuk doÄŸuracaksın. Cebrail, bundan dolayı beni kutladı. Ben yanına gelinceye kadar onu emzirme.Fatıma, Hasan’ı doÄŸurunca onun yanına gittim. Üç gündü henüz emzirmemiÅŸti. Dedim ki: “Onu getireyim, emzir.” “Asla!” dedi. Sonra annelik duygusu ağır bastı ve bebeÄŸi emzirdi. Peygamber (s.a.a) gelince, “Ne yaptın?” diye sordu. Dedi ki: “Ona acıdım ve emzirdim.” Buyurdu ki: “Allah’ın dilediÄŸinden baÅŸkası olmaz.”
[BaÅŸka bir rivayette ise bu olay ÅŸu ÅŸekilde geçer:]Fatıma (a.s) Hüseyin’e hamile kalınca Resulullah (s.a.a) ona dedi ki: “Ey Fatıma! Sen bir erkek çocuk doÄŸuracaksın. Cebrail, beni bundan dolayı kutladı. Bir ay da sürse ben gelinceye kadar onu emzirme.” Fatıma: “Öyle yapacağım.” dedi. Resulullah (s.a.a) bazı iÅŸleri için sefere çıktı. Fatıma (a.s) Hüseyin’i dünyaya getirdi. Resulullah (s.a.a) gelinceye kadar onu emzirmedi.Resulullah (s.a.a) gelince, “Ne yaptın?” dedi. Fatıma (a.s) dedi ki: “Onu emzirmedim.” Bunun üzerine Resulullah (s.a.a) bebeÄŸi aldı ve dilini aÄŸzına koydu. Hüseyin, Resulullah’ın (s.a.a) dilini emmeye baÅŸladı.
Öyle ki Resulullah: “Yeter Hüseyin! Yeter Hüseyin!” dedi. Sonra şöyle buyurdu: “Allah’ın dilediÄŸinden baÅŸkası olmaz. O, sende ve senin çocuklarındadır.”Bununla imamet misyonunun Hüseyin’in soyunda olduÄŸuna iÅŸaret etmiÅŸtir.9- Resulullah (s.a.a) oturuyordu. Hasan ve Hüseyin çıkageldiler. Resulullah (s.a.a) onları görünce ayaÄŸa kalktı. Fakat onların Resulullah’ın (s.a.a) yanına varmaları uzun sürdü. Buna raÄŸmen Resulullah (s.a.a) ayakta onları bekledi. Onları karşıladı ve omzuna bindirdi. Sonra şöyle dedi:Binitiniz ne güzel binit, siz de ne güzel binicisiniz. Babanız da sizden daha hayırlıdır.
Künyesi ve Lâkapları
Künyesi, Ebu Abdullah’tır.
Lakapları ise ÅŸunlardır: er-ReÅŸid, el-Vafî, et-Tayyib, ez-Zeki, el-Mübarek, et-Tâbi Li Merzati’llah, ed-Delil Alâ Zati’llah, es-Sibt.Derece olarak en meÅŸhur lâkabı ise, dedesinin (s.a.a) kendisi ve kardeÅŸi ile ilgili olarak söylediÄŸi ÅŸu sözdür:İkisi cennet gençlerinin efendisidirler.Yine es-Sibt (torun) lâkabı da en meÅŸhurlarındandır. Çünkü Peygamberimiz (s.a.a) şöyle buyurmuÅŸtur:Hüseyin torunlardan bir torundur.
————————————————————————–
– Tarih-u İbn Asakir, 14/313; Makatilu’t-Talibin, s.78; Mecmau’z-Zevaid, 9/194; Üsdü’l-Gabe, 2/18; el-İrÅŸad, s.18- Usul-u Kâfi, 1/463; el-İsabe adlı eserin dipnotu olarak basılan el-İstiab, 1/377- Biharu’l-Envar, 43/242- İ’lamu’l-Vera bi A’lami’l-Huda, 1/427- Uyun-u Ahbari’r-Rıza, 2/25; İ’lamu’l-Vera, 1/427- el-İrÅŸad, 2/28- el-İrÅŸad, 2/28- el-İrÅŸad, 2/28; Buharî, 2/188; Tirmizî, 5/615, H. 3770- Müstedrek, Hâkim, 3/166; Kifayetu’t-Talib, s.422; İ’lamu’l-Vera, 1/432- Biharu’l-Envar, 43/261; Ahmed, 4/172; Tirmizî, 5/658, H. 3775- Bihar’ul-Envar, 43/261; Uyun-u Ahbari’r-Rıza, 2/62- İbn Mace, 1/56; Tirmizî, 5/614, H. 3768; Bihar’ul-Envar, 43/265- Bihar’ul-Envar, 43/254. Ayrıca bk. el-Menakib, 3/50- Bihar’ul-Envar, 43/285, 286. Ayrıca bk. Zehairu’l-Ukba, s.130- A’yanu’ÅŸ-Åžia, 1/579






