“TEDBİR ALMAZSAK FATURA DAHA DA KABARACAK”
ErdoÄŸan, “Tüm insanlık olarak suyu, toprağı, havayı, yeÅŸili, ormanı bir emanet deÄŸil de mülkü gibi gören anlayışın sebep olduÄŸu zararın bedelini ödüyoruz. Åžayet bu konuda erken tedbir almazsak önümüze çıkacak faturanın daha da kabaracağı anlaşılıyor. Türkiye olarak bu anlayışla iklim deÄŸiÅŸikliÄŸi ile mücadele çabalarına aktif destek veriyor, tüm süreçlerde öncü rol üstleniyoruz. BirleÅŸmiÅŸ Milletler nezdinde bir marka haline gelen sıfır atık projemiz ile özellikle toprağın ve suyun en büyük düşmanı olan plastik atıklar sorununa kalıcı çözüm yolları bulmaya çalışıyoruz. İnÅŸallah 2053 yılı itibarıyla net sıfır emisyon hedefine ulaşıncaya kadar çalışmalarımızı artırarak sürdüreceÄŸiz.” ifadelerini kullandı.
ErdoÄŸan’ın açıklamalarından satır baÅŸları:
“Bugün artık geleneksel hale getirdiÄŸimiz DSİ tarafından gerçekleÅŸtirilen yatırımların toplu açılış töreni vesilesiyle bir aradayız. Açılış programımızla tek seferde toplam yatırım bedeli 53 milyar lirayı bulan projeleri resmen hizmete alıyoruz. Aralarında baraj, içme suyu, toplulaÅŸtırma, atık su ve taÅŸkın koruma tesislerinin yer aldığı 369 farklı tesisin 66 ilde yaÅŸayan vatandaÅŸlarımızla birlikte tüm milletimize hayırlı olmasını diliyorum.

“AÇILIÅžINI YAPTIÄžIMIZ 369 TESİS, YILLIK 5 MİLYAR LİRA KATKI SAÄžLAYACAK”
Açılışını yaptığımız eserlerimiz içinde özellikle üç tanesi ön plana çıkıyor. Temelden yüksekliÄŸi 135 metre olan Mersin Pamukluk Barajı ile toplam 282 milyon metreküp su toplanacak. Projemiz Mersin’in uzun vadeli içme suyu ihtiyacını karşılamanın yanında yıllık 182 bin dekar araziyi suyla buluÅŸturacak. Ayrıca üreticiyi senelik 174 milyon kilovatsaat hidroelektrik enerji ile ekonomiye 1 milyar 920 milyon lira katkı yapacak. Bir diÄŸer önemli projemiz 540 milyon lira yatırım tutarına ve 5 milyon metreküp su kapasitesine sahip Antalya Kapıçay Barajı’dır. Hem yıllık 5 milyon kilovatsaat elektrik üretecek. Hem de 18 bin 700 dekar araziyi sulayacak bu tesisin ekonomiye katkısı 350 milyon lirayı buluyor. Toplam 457 milyon liralık yatırım rakamı ile hayata geçirdiÄŸimiz Kocaeli İhsaniye Barajı’mız da ilçemize yıllık 16 milyon metreküp içme suyu temin edeceÄŸiz. Toplam 1,1 milyar metreküp su toplanacak. İnsanımıza 66 milyon metreküp saÄŸlıklı içme suyu ve kullanma suyu temin edecek. Ülkemiz genelinde 620 bin dekar alan araziyi suyla buluÅŸturacak. Türkiye’nin 66 ilindeki 113 bin dekar araziyi taÅŸkınlardan koruyacak. Türk ekonomisine yıllık bazda 5 milyar lira katkı yapacak 369 tesisimizin her birine aziz milletimize hayırlı, uÄŸurlu olmasını temenni ediyorum.
“SUYUN SINIRSIZ BİR KAYNAK OLDUÄžU YANLIÅž BİR ALGIDIR”
Her zaman söylüyorum biz meydanlarda verdiÄŸi sözleri göreve gelince unutanlardan deÄŸiliz. Biz seçim döneminde esip gürleyip sonra sesi soluÄŸu çıkmayanlardan da deÄŸiliz. Bilakis biz eserleri ile, yatırımlarıyla, projeleriyle konuÅŸan bir hükümetiz. Biz Türkiye’nin 81 ili ve 922 ilçesinin tamamında ayak izi olan bir iktidarız. İşte bugün burada olduÄŸu gibi ülkemizin neresine giderseniz gidin orada hükümetimizin bir eserini, bir hizmetini, bir mührünü mutlaka görürsünüz.

Dünyada miktar itibarıyla en fazla olan kaynak sudur. Üzerinde yaÅŸadığımız yer kürenin yaklaşık 3’te 2’si suyla kaplıdır. Fakat bu suyun yüzde 97,5’lik kısmı deniz ve okyanuslardaki tarıma ve tüketime uygun olmayan tuzlu sulardan oluÅŸuyor. Yeryüzündeki toplam tatlı su rezervinin ise sadece binde onundan istifade edebilme imkanına sahibiz. Göllerde, rezervuarlarda, nehirlerde ve derelerde bulunan su miktarı kelimenin tam anlamıyla denizde damla mesafesindedir. Su meselesini hem en stratejik ve deÄŸerli kaynaklardan biri yapan hem de kıymetinin yeterince bilinmemesine yol açan temel faktör iÅŸte budur. Kendi ülkemiz dahil dünyanın pek çok yerinde su adeta sınırsız bir kaynak olarak görülüyor. Bunun tamamen yanlış bir algı olduÄŸunu burada ifade etmek istiyorum.
“İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ EN FAZLA SUYUMUZU TEHDİT EDİYOR”
Suyla ilgili bilmemiz ve hiçbir zaman unutmamamız gereken ilk husus su kaynaklarının sınırsız olmadığıdır. Su sadece sınırsız değil aynı zamanda giderek azalan bir kaynaktır. Hızlı tüketim ve kirliliğin etkileriyle birlikte kullanılabilir temiz su kaynakları maalesef hızla azalıyor. Ayrıca iklim değişikliği, kuraklık, kentleşme ve sanayileşme sebebiyle su kaynakları üzerindeki baskılar da günden güne artıyor. Tabi bir de buna her yıl artan nüfusu eklememiz lazım. Yarım asır önce 4 milyar civarında olan dünya nüfusu bugün 8 milyarın üzerine çıktı. Türkiye ile birlikte tüm dünyada nüfus artarken yeryüzüne düşen yağış miktarında hiçbir değişiklik olmuyor. İklim değişikliği ise en fazla suyumuzu yani hayatımızı tehdit etmektedir.
SEL VE YANGIN FELAKETLERİNİ HATIRLATTI
İklim krizi derinleÅŸtikçe su kaynakları kalite ve miktar yönünden olumsuz etkilenmektedir. İklim deÄŸiÅŸikliÄŸine baÄŸlı olarak tüm dünyada afetlerin sıklığı ve ÅŸiddeti de artmaktadır. Dikkat ederseniz son dönemde su baskınlarıyla, sellerle, fırtınalarla, orman yangınlarıyla, kuraklıkla daha sık karşılaÅŸmaya baÅŸladık. Özellikle Türkiye’nin de içinde yer aldığı Akdeniz çanağındaki ülkeler iklim deÄŸiÅŸikliÄŸinin olumsuz yansımalarını daha fazla hissediyor. İki sene önce Marmaris’te ciÄŸerlerimizi yakan orman yangınında 9 bin hektardan fazla alan zarar gördü. Geçen yıl Kastamonu ve Giresun’da can kaybına yol açan çok büyük sel felaketlerine maruz kaldık. Bundan 21 gün önce EreÄŸli’deki ÅŸiddetli fırtına 12 denizcimiz kayboldu. Önceki gün Zonguldak’ta meydana gelen heyelanda yine canımız yandı. İçimizi acıtan bu örnekleri çoÄŸaltmak mümkün. Åžu hakikat ile artık daha fazla yüzleÅŸiyoruz. Tabiattaki düzen her geçen gün bozulmaktadır. Bu bozulmanın temel sebebi de insanın doÄŸayı hoyratça kullanmasıdır. Daha fazla konfor arayışı, daha çok tüketim hırsı kaynakları sınırsızca sömürme ihtirası çevremizde onarılmaz yaralar açmıştır.
Su güvencesi aynı zamanda gıda güvencesi demektir. Tarım ve gıda suya en fazla ihtiyaç duyan, suyu en fazla kullanan, suyun vazgeçilmez olduÄŸu iki sektördür. Ülkemizin gıda güvenliÄŸini garanti altına almanın yolu su kaynaklarımızı etkin, verimli ve tasarruflu ÅŸekilde kullanmaktan geçiyor. Bu bizim için tercihten öte zorunluluktur. Çünkü biz yaygın kanaatin aksine su zengini bir ülke deÄŸiliz. Türkiye kiÅŸi başına düşen yıllık 1,3 metreküp kullanılabilir su miktarı ile su stresi çeken ülkeler grubundadır. Zaten sınırlı olan su kaynaklarımızı Irak ve Suriye gibi komÅŸularımızla da paylaÅŸmak mecburiyetinde kalıyoruz. Suyumuzu komÅŸularımızla paylaşırken adaleti ve hakkaniyeti gözetmenin gayretindeyiz.”







